Bertuğ Cemil Blog
Atam ne guzel demis…

Atam ne guzel demis…

Izmir Opus, bu gece…

Izmir Opus, bu gece…

Nazilliye gider iken aldi da bir dumur…

Nazilliye gider iken aldi da bir dumur…

Edirne yolcusu kalmasin :)

Edirne yolcusu kalmasin :)

Hacettepe Üniversitesi’nden Özür…

24 Mart sabahı, Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi’ndeki söyleşiye zamanında başlayabilmek, sonrasında Radyo 10’daki program ve akşam Telwe Bar’daki konserin sound-check’ine yeterli zaman kalabilmesi için erkenden yola çıkıldı. Tüm ekip toparlanıp da Tem otoyoluna çıkıldığında, İstanbul trafiğinde vakit kaybetmemize rağmen söyleşiye yetişecek vaktimiz vardı. Bu Ankara seyahati için, kendi menejerim dışında, destek aldığımız iki organizatör  daha vardı, bizim de ilk defa çalıştığımız. Bu iki arkadaşın biri araçta bizimle, diğeri ise söyleşinin yapılacağı salondaydı. Ben ve grubum, araçta bulunan organizatör arkadaşın yolu bildiğini ve bize kılavuzluk edeceğini zannettik ve Ankara içerisinde yol alırken nereye gittiğimizi hiç sorgulamadık açıkçası. Meğer kendisi de telefonla söyleşi alanındaki arkadaşından aldığı direktiflerle şoförümüzü yönlendirmekteymiş. Genelkurmay’ı geçip de büyük bir alt geçide girdiğimizde, yanlış yolda olduğumuzu anlayıp, menejerimi ve organizatör arkadaşı uyardık. Yanlış tarif sonucu, ya da yanlış anlaşmalarından dolayı Hacettepe Üniversitesi’nden uzakta olduğumuzu ve söyleşiye asla zamanında yetişemeyeceğimizi öğrendik. Kafiledeki herkes adına özür diliyorum Hacettepe Üniversitesi’nden ve oraya söyleşi için gelip geri dönen herkesten. Niye uzun uzun anlattım? “Elimde olmayan sebepler” klişesinden kaçınmak için. Gerçekten üzgün olduğumu belirtmek için ve dolu dolu özür dilemek için…

Özür dilerim.

Düşünceler…

Bugüne kısmetmiş “Düşünceler”. Ki kendisi benim ilk Türkçe Blues denemem olur. 2001’de kaydetmişiz şarkıyı. Bugün yer aldığı “Gitarın Asi Çocukları” projesi için. Akın Ok projeyle geldiğinde biraz ütopik gelmişti açıkçası, bizler gibi aktif müzik hayatının içinde olan ve kitlece tanınmayan “genç” gitarcıları ve “baba”ları bir anlamda onore etmek, bizler için bir çentik atmak istiyordu. Türlü darbelerle sarsılan, var olmaya çalışan Türkiye’deki rock müzik hayatını eklemlemek, ve hakettiği ilgiyi görmesine katkıda bulunmak, bir “hareket” yaratmak istiyordu. Projenin kitap kısmı kısa zamanda hayata geçti, geçtiğimiz 10 yıl içinde bir çok da etkinlik yaptı Akın. Ancak albümü hayata geçirmesi o kadar kolay olmadı. Elinden aldılar projeyi, “Gitarın Asi Çocukları” isimli başka bir albüm bile çıkarıldı. Neler oldu bilemiyorum o dönem, ama fikrin sahibi olan kişinin dışarda kaldığı bir “G:A:Ç” projesini ben sindiremedim hiç bir zaman. Ve “Düşünceler”i bu albüm için sakladım senelerce, hem de orjinalini hiç ellemeden. Şarkıyı dinleyen bir çok insan bana sitem etti, baskı yaptı neredeyse, bu şarkıyı albüme nasıl koymazsın, ah düşünceler ah diye :) İtiraf ediyorum, bir ara “single” olarak çıkarmayı düşündüm şarkıyı, ama vazgeçtim.
İyi ki beklemişim diyorum, çünkü ben o kaydı bu proje için yapmıştım, sonunda da “Gitarın Asi Çocukları” albümü raflardaki yerini aldı. Biraz kayıdı anlatayım, o dönem sevgili Cengiz Köroğlu ve Deniz Güngör’ün “74” isimli stüdyosu (ki ilk albümümü ve bir çok demomu orada kaydettik) yeni yeni aktifleşmekteydi. Sonradan devredildi 74, çok üzülmüştüm, çünkü bence çok önemli bir stüdyoydu, Kıraç, Feridun Düzağaç ve Funda Arar albümlerinin de kaydedildiği, arkadaşlarımın büyük emeklerle yarattığı ve yaşattığı bir yerdi.
Dinlediğiniz kayıt, tahminen 2001’in bahar aylarında, “G.A.Ç” için yapıldı. Cengiz için de aynı cd’de dinleyebileceğiniz “Makedon 7/8” yani “Jovani Jovanske”yi kaydettik.
Kadro şuydu :
Düşünceler : BC-Gitar-Vokal
Cengiz Köroğlu : Bas
Serkan Özyılmaz : Klavye
Deniz Güngör : Davul


Makedon 7/8 : BC : Bas
Cengiz Köroğlu : Gitar
Serkan Özyılmaz : Klavye
Deniz Güngör : Davul

Her iki kayıt da canlı çalındı, canlı kaydın keyfine varıldı o gün. Aranje değil, üst üste kayıt değil, ak kayıt-kara kayıt vaziyeti :) Kİ en sevdiğimdir, bundan sonraki albümlerde mümkün mertebe yaklaşmak, yakalamak istediğim taddır.
Orhan Atasoy gibi, Kerim Çaplı gibi efsaneleşmiş isimleri bugün bulup dinlemek neredeyse imkansız. Ayrıca abilerimiz Taner Öngür, Nejat Yavaşoğulları, Gür Akad, Hasan Cihat Örter ve Murat Net’i; dönemdaşlarım Serkan Civelek, Vecdi Yücalan, Bülent Ay, Cengiz Köroğlu, Ercüneyt Özdemir, Can Güney, Yaşar Kurt’u bu albümde bir arada dinleyebileceksiniz.
Çok farklı tarzları olan 40’a yakın çalışma, hepsi farklı şartlarda, farklı teknolojilerle kaydedilmiş, ama Türkiye’deki rock damarını anlatması açısından önemli. Tüm “gitarcı”lara selam olsun :)
Kaybettiğimiz tüm gitarcıların ruhu şad olsun, rock’n roll…

Sendai’ye ağladım…

Sendai’yi okyanus yuttu dün, ağladım…
Bursa’yı yutmuş gibi ağladım hem de
Pamuk ipliğinden de ince hayatla bağımız, minicik ayrıntılarız dünyada, evrende birer toz zerresi, suya kapılmış giderken koca bir şehir, bir kez daha anladım.
Yastayım bugün Sendai için, Japonya için, yitip giden canlar ve emekleri için.
Afet karşısındaki sakinliklerine, akıl çerçevesinde kurdukları yaşama, inanılmaz organizasyon yeteneklerine hayranım Japon halkının, bu kadar büyük bir felaket herhangi bir başka ülkede olsaydı can kaybı ne olurdu kim bilir… Yine de hasar çok büyük, umarım dünya bir an önce yardıma koşar, umarım yaralar çabuk sarılır, umarım can kayıpları artmaz….
Geçmiş olsun Sendai, başın sağolsun Japonya, sizin için ağladım.

Bakın ne buldum :)

Eski defterleri dolaşıyorum bugün, bir zamanlar defter defter yazmışım, ve ilk zamanlar yazdıklarımı daktiloyla temize çekmişim. 16 yaşındaymışım, Kaygı şiirini yazmışmışım, şarkıda olmayan dizeler de varmış, paylaşmayıp da ne yapayım :)

Konyaaaaa !!!

4 mart cuma sabahı Ekiple beraber Konya’ya uçuldu. Gündüz istirahat edildi, Selçuk üni. televizyonuna röportaj verildi, Üni. radyosunda çok başarılı bir programa konuk olundu. Sonra 1000 kişinin beklediği konser salonuna geçildi, GGS ve ilk albüm şarkıları hep bir ağızdan söylendi, yeni albümden Gitme ve Sen de Dönme Yüzünü büyük alkış aldı, konserin son yarım saati herkes ayaktaydı, kan ter içinde kulise gidildi. 3-5 kişilik gruplar halinde dinleyici kulise alındı, muhabbet edildi, bol fotoğraf çekildi, albüm ve kartpostal imzalandı, kısacası bir konserde olması gereken her şey vardı.
 Ateş Konya’dan yakıldı, tadı damağımızda kaldı, ben ve arkadaşlarım güle oynaya İstanbul’a döndük ertesi sabah.
Organizasyonda emeği bulunan herkese, başta menejerim Tunç Gencel’e, sponsorumuz “Akın Soft”a, Selçuk Üni. Dinamik Düşünce Topluluğuna çok teşekkürler…
Ve sevgili dinleyici, Selçuk Üni. öğrencileri, harikaydınız, ikinci albümün ilk konserini şehrinizde-okulunuzda yapmakla ne kadar isabetli bir karar almışım, hepinize sevgiler, yine görüşeceğiz ;)
Ve şimdi, bekle bizi Ankara !!!

Bugünlerde…

Aklımın oltasına takılanlar :
1- 2.5 yaşında bir çocuk sizi tatlı tatlı parmağında oynatabilir…
2- Bir işin tüm aşamalarında aksilik çıkabilir, en keyifli zaferler bu tür işler sonuçlanınca elde edilir.                     
3- Çatık kaşlı, ağzına geleni söyleyen “ileri demokrat” bir politikacı görünce, kanalı değiştirmek gerekir.
4- Gazetecilik okudum, müzikle devam ettim. Her iki meslek de çok çetrefilli Türkiye’de, ancak gazetecilik ateşten gömlek, Allah meslektaşlarıma sabır ve güç versin…
5- Ortadoğu = Kaygan Zemin
6- Ben hayatımda böyle grip görmedim, aileden biri oldu, yerleşti, arada bir dolaşıp, geri dönüp duruyor. Öff :)
7- Geldim Gördüm ve Sevdim yarından itibaren Powertürk’de, sonraki hafta Kral Tv’de yayında, albüm haftaya çıkıyor. Yeah!!!